Çanakkale Boğazının 4 yerleşim yerinden biri olan Lapseki ilçemiz Boğazın Anadolu yakasında yeşilliklere gömülü olarak tahminen M.Ö  yıllarında kurulmuştur. Lapseki adının nereden geldiği konusunda; yapılan bilimsel araştırmalarda iki rivayet karşımıza çıkmaktadır. Birinci rivayet; antik çağda Pityausa adı ile kral Mandrom hükümdarlığında yönetilmekte iken; Foçalı göçmenleri yerli halkın saldırısından koruyan kral Mandrom’un kızı LAPSEKE’nin adını, Foçalı göçmenler sonradan ele geçirdikleri Pityausa kentine onun adını vererek minnet duygularını ifade etmişlerdir. İkinci rivayet ise; XVIb. Yüzyıl  gezginlerinden Evliya Çelebi yazdığı seyahatnamesinde Lapseki’miz için; “deniz kenarında uzak bir bayır ve  seki (yükseklik) üzerinde incirli bir orman vardı” şeklinde bahsetmektedir, Seyahatnamede bahsedilen Löpsekisi adının Löp’ü incir, sekisi de yükseklik anlamındadır. Sonraları Lampsakos ve Lapseki şeklinde günümüze süregeldiği varsayılmaktadır.

            Antik çağda PİTYAUSA adı ile varlığını sürdürmekte olan Lampsakos daha sonraları Fransa’da Marsilya kentini kuran Foça’lıların ve ondan sonra da Miletos’luların eline geçti. O dönemde Lampsakos’un özellikle şarabı zok ünlüydü. O kadar ki İran Şahları DARIUS ve KSERKES buradan şarap getirtirlerdi. Lapseki, Marmara Denizinin girişinde boğazın kilit bir noktasında bulunması ve Trakya ile Anadolu’nun geçit yerinde olmasından dolayı tarihinin her devrinde ya işgale uğradı ya da şehrin düzenini bozan büyük güçlerin tesiri altında kaldı. Her yıl Pers İmparatorluğuna belli miktarda gümüş ve canlı hayvan tazminatı vermeye  mecbur kalan   Lampsakos, M.Ö. 334 yılında Yunan egemenliğinin altına girdi.

            Perslerin bölgeden çekilmelerinden sonra Lampsakos Yunan site devletlerinin direkt tesiri altında kaldı. Kimi zaman Atina’lıların, kimi zaman da İsparta’lıların nüfus  bölgesi içinde kaldı. Anadolu üzerinde hakimiyet kuran Romallılar Lapseki’yi de ellerine geçirdiler. Uzunca bir zaman Bizanslıların elinde kalan ilçemiz 1356 yılında Gazi Süleyman Paşa  tarafından fethedilerek Osmanlıların eline geçmiştir. Çanakkale Deniz ve Anafartalar savaşlarında Türk Vatanının bölünmez bütünlüğünü ve Türk Milletinin birlik ve beraberliği uğruna 253.000 şehidimizin kanlarını seve seve akıttıkları yer olarak tarihe geçmiştir. Eski Hükümet binasının bulunduğu yerde 15.000 şehit yatmakta olup; binanın inşası sırasında çıkan kalıntılar şimdiki mezarlığa gömülmüş  ve onlar için küçük bir Şehit Anıtı yapılmıştır. Bugünkü Lapseki şehrinde eski devirlere ait eserler günışığına çıkmamıştır. Çıkan buluntuların büyük kısmı Roma egemenliği dönemine aittir. Ayrıca ötede beride dağınık olarak İlkçağ mimarlık yapıtı parçaları görmek mümkündür. Bunlar genellikle sütun ve mezar lahitlerdir.

            Lapseki ve çevresi tarihi kalıntılar; Arisbe, Terkote, Paisos, Süleyman Paşa Camii, Hüdavendigar Camii (Umurbey), Yakup Bey Külliyesi (Çardak), Abdullah Bin Hacı YakupTürbesi (Çardak)’tır. Antik para dünyasında önemli biryer tutan Lapseki paraları; elektron, gümüş ve altın olmak üzere Pegas ve Pegasus denilen mitolojik kanatlı at bu şehrin sembolü olmuştur.